|

1600 yıl önce İstanbul’un
siluetinde ne Ayasofya, ne Süleymaniye ne de Sultanahmet vardı.
Bugün olmayan başka yapılar vardı belki ama pek azı ayakta
kalabildi. Oysa şu anda var olan yapıların neredeyse hepsinden
önce bulunduğu yere dikilmiş olan Bozdoğan Kemeri sapasağlam
duruyor. Birbirine kemerlerle bağlanan iri ayaklarının her biri
adeta toprağın derinliklerine doğru gürbüz kökler salmış ve bu
kökler toprağı güçlü bir el gibi kavrıyor.
Bu yapı, depremlere,
yangınlara, savaşlara, insanların gazabına meydan okuyarak
Roma’nın, sonradan Bizans’ın ve Osmanlı’nın başşehrine 1500 yıl
boyunca yaşam taşıdı. Sarayları, cami ve kiliseleri, çeşmeleri
ve sarnıçları suya kavuşturdu ve varlığıyla şehrin ayrılmaz bir
parçası oldu. Neler görüp geçirdi kim bilir ve görüp
geçirdiklerini gövdesini meydana getiren yaşlı taşların aşınmış
yüzeylerinde bir yüzün çizgileri gibi sakladı.

Bozdoğan Kemeri'nin 1500 yıllık taşları
İstanbul’da yaşayanlar da
hep onun çevresinde olmak istediler, kemerleri arasından yollar
geçirdiler, eteklerine evler, mahalleler kurdular, en güzel
kiliselerini, camilerini onun yakınında ihya ettiler.

Bozdoğan Kemeri'nin Konumunu gösteren kroki
Bozdoğan Kemeri boyunca
Fatih Camii’nden İstanbul Üniversitesi Beyazıt Yerleşkesi arka
bahçesine, İletişim Fakültesi’nin olduğu yere kadar yapılacak
bir gezinti, bu yapının şehrin dokusu ve günlük yaşamla olan
bütünlüğünü açık bir şekilde gözler önüne serecektir. Kemerin
Atatürk Bulvarı’nın Beyazıt tarafında kalan güzergâhında,
Saraçhane Parkı ve İMÇ blokları arasında kalan bazı açıklıkların
olasılıkla sonradan örülerek sağır kemere dönüştürüldüğü onları
takip eden 4 açıklığın ise sivri kemer biçiminde olduğu
görülmektedir. Sivri kemerlerin olduğu bu kısımda işyerlerinin
kemer açıklıklarının altına taşan çalışmalarını
gözlenebilmektedir.

Bozdoğan Kemeri- Sivri Kemerli Açıklıklar
Vefa tarafına geçilip kemer
boyunca yol izlendiğinde Ekmekçizade Ahmet Paşa Medresesi, bazı
mescit ve mektep binaları ve Vefa Lisesi’yle karşılaşılmaktadır.
Bozdoğan Kemeri’nin Şehzade Medresesi’nden sonraki bir bölümü
yıkılmıştır. Yapının kesintiye uğradığı bu bölümdeki Dede Efendi
Sokağı’na girilip Vefa Lisesi’nden sağa doğru devam edildiğinde
kemer arkaya alınarak Şehzadebaşı Caddesi’ne doğru
ilerlenmektedir. Bu şekilde Dede Efendi Sokağı’nın sol tarafında
Şehzade Külliyesi’nin imareti, Mehmet Efendi Sübyan Mektebi
(bugün Siyasal Vakfı) ve Damat İbrahim Paşa Camii
görülmektedir. Dede Efendi Sokağı ile Şehzadebaşı Caddesi’nin
kesiştiği bölgede sağ kolda Mimar Sinan eseri Şehzade Camii
bütün güzelliğiyle yükselmektedir. Onun avlusunda ve sokağa daha
yakın konumda ise türbeler bulunmaktadır.

Kalenderhane Camii'ne Yol Veren Açıklık
Dede Efendi Sokağı’ndan bu
kez Şehzadebaşı Caddesi arkaya alınarak kemere geri dönülürken
Vefa Lisesi’nin karşısına denk gelen sokağın içinde bugün
otopark olan alanın girişinden itibaren su kemeri yeniden
görülebilmektedir. Vefa tarafından devam edildiğinde binalarla
kuşatılmış olan kemerin geçit verdiği ilk sokak Kalenderhane
Camii Sokak’tır. Üst üste iki kemerli dar açıklıktan
geçildiğinde tipik bir Bizans yapısı olan Kalenderhane Camii ile
karşılaşılmaktadır. Tuğla ve taş duvar örgülü yapı, Batı- Doğu
ekseninde Bozdoğan Kemeri’ne yaklaşık 30 derecelik bir açı
yapacak şekilde ve kemere oldukça yakın konumlanmıştır. Her iki
yapı arasındaki alanda eski bir hamamın kalıntıları yer
almaktadır. Bu hamamın Bozdoğan Kemeri’nden kısa bir süre sonra
inşa edildiği kaynaklarda aktarılmaktadır.

Kalenderhane Camii
Buradan tekrar yola dönülüp
kemer boyunca yürümeye devam edildiğinde bazısı yeni bazısı eski
binalar ve sokaklar arasında ilerlenerek İstanbul Üniversitesi
Beyazıt Yerleşkesi’nin arka bahçe duvarlarına ulaşılmaktadır.
Böylece Atatürk Bulvarı’ndan Beyazıt Meydanı doğrultusunda
Bozdoğan Kemeri boyunca yapılan yürüyüş tamamlanmış demektir.
Atatürk Bulvarı’ndan bu kez
aksi yönde ilerlenip Fatih Camii’ne doğru yapı takip edildiğinde
ilk olarak kemere Haliç tarafından bitişik olan Gazanfer Ağa
Medresesi dikkat çekmektedir. Burası, bugün Karikatür ve Mizah
Müzesi olarak kullanılmaktadır. Yürüyüşe devam edildiğinde kemer
boyunca oto tamirhaneleri, kemer açıklıklarının altına park
etmiş arabalar ve yapının Haliç’e doğru bir alt sokağında bir
benzinlik görülmektedir. Benzinliğin hem günlük yaşamın yoğun
olduğu ve yerleşimin bulunduğu bir şehir alanında hem de 1600
yıllık tarihi bir anıtın bu kadar yakınında yer alması ciddi
bir tehlike arz etmektedir.

Gazanfer Ağa Medresesi'nden Bozdoğan Kemeri
Çarşamba Pazarı’nın
kurulmasıyla Çarşamba günü kemerin bu bölümünde yapıyla günlük
yaşamın bütünlüğü daha fazla hissedilmektedir. Bozdoğan
Kemeri’nin Fatih Camii’ne doğru izlenebilen son bölümü tuğla taş
duvar örgülü ve demir parmaklıklı bir pencere açıklığı bulunan
küçük bir yapıdır. Buradan biraz daha ilerlendiğinde Fatih
Camii’ne ulaşılmaktadır.

Bozdoğan Kemeri'nin Fatih Camii Tarafındaki Bölümü
Bozdoğan Kemeri’nin ara
sokaklar arasında yitip giden bu bölümleri dışında en anıtsal
kısmı Atatürk Bulvarı üzerindeki yüksek iki sıra kemerlerdir.
Bu kısım yoğun trafikle bağlantılı egzoz gazlarından olumsuz
etkilenmektedir. Yine bu kısımda son zamanlarda akşam
saatlerinde yapılan ışıklandırma estetik değerlere uygun
gözükmemektedir.

Kemerin Fatih tarafında izlenebilen son bölümü |