2002 YILINDAN BERİ YAYINDA

VEFA

BOZA ÜNLÜLER

İLİM VE KÜLTÜR MERKEZİ

DİNLER KÜLTÜRÜ

SPOR

GÖRÜNTÜLER NEREDE

KARİKATÜR ve MİZAH MÜZESİ

GÜLMENİN TARİHİ:
Müze ilk olarak 1975 yılında, Karikatürcüler Derneği'nin girişimi ile İstanbul Belediyesi tarafından Tepebaşı' nda açıldı, ancak 12 Eylül 1980 tarihinde kapatıldı. Daha sonra bu binanın yıkılması ile müze de tamamen kapanmış oldu.

27 Şubat 1989 tarihinde Saraçhanebaşı'nda Atatürk Bulvarı üzerinde Bozdoğan Kemeri bitişiğinde yer alan Gazanferağa Külliyesi'nde yeni müze hizmete girdi.

Karikatür ve Mizah Müzesi, sosyal tarihimizin en açık belgeleri niteliğinde olan bir kültür birikimini yok olmaktan kurtarıyor ve çeşitli etkinliklerle günümüze yansıtıyor. Ayrıca , diğer ülkelerdeki benzer kuruluşlarla iletişim kuran müzede, dünya karikatürü sanatının ünlü isimleri kişisel ya da karma sergilerle İstanbullulara tanıtılıyor.

Karikatür ve Mizah müzesi, çağdaş müzecilik anlayışına göre sürekli gelişen ve bu nedenle sürekli izlenebilen, yaşayan bir müze Sergi salonlarında açılan değişken ve ilginç sergiler ile birlikte giderek zenginleşen Mizah Kitaplığı ve Arşivi görülmeye değer. Ayrıca, dileyen herkes bir uzman gözetiminde özgün baskı atölyesinde çalışabiliyor.

Konferans, panel, küçük konserler, video gösterileri müzenin diğer etkinlikleri arasında yer alıyor. Müze başlıca şu birimlerden oluşuyor;

SERGİLEME SALONLARI:
Müzede birbirini tamamlayan iki tür sergileme yapılır.
Sürekli sergi: Türk Karikatürü'nün başlangıcından günümüze doğru geçirdiği evrelerin örnekler ve belgelerle anlatıldığı bölümdür.
Değişken sergiler: Yurt ve dünya çizerlerinin yapıtlarının sergilenip tanıtıldığı bölümdür.B urada her ay, en az bir sergi açılır.

MİZAH KİTAPLIĞI:
Türkiye'de ve dünyada yayınlanmış ya da yayınlanmakta olan karikatür, mizah ve bu konulara ilişkin kültürel yayınların bir araya getirilip izleyiciye sunulduğu bölümdür.

ARŞİV:
Yerli, yabancı bütün eski ve çağdaş karikatürcülerin özgün ya da çoğaltılmış yapıtlarının toplandığı, kişilere,ülkelere,konulara göre sınıflandırıldığı, korunduğu bölümdür.

ÖZGÜN BASKI ATÖLYESİ:
Bu atölyede, dileyen herkese bir uzman tarafından özgün baskı teknikleri öğretilmektedir.Sanatçılara atölyenin olanakları sunulmakta, üretilen yapıtlarla toplu sergiler"açılmaktadır.

Karikatür ve Mizah Müzesi, Pazar ve Pazartesi dışında haftanın tüm günleri 10.00-17.00 saatleri arasında ziyaret edilebilir.

İletişim:
Atatürk Bulvarı Kovacılar Sok.No:12,
34260 Fatih / İSTANBUL
Tel: 0212 521 12 64

 

KARİKATÜR VE MİZAH MÜZESİ

1870'lerden beri ülkemizde karikatür çizilmektedir. Kökü Nasreddin Hoca'ya dayanan, Karagöz, meddah ve orta oyunu ile kendini gösteren zengin halk mizahımızdan beslenerek güçlenenkarikatür sanatımızın yüzyılı aşan geçmişi, toplum ve demokrasi tarihimizin ilginç belgeleri ile doludur. Bu eşsiz mirasa, İstanbul yerel yönetimleri ve ülkemizdeki tüm karikatürcüleri çatısı altında toplayan
KARİKATÜRCÜLER DERNEĞİ kamu adına sahip çıkmışlardır.

KARİKATÜR MÜZESİ 1975 yılında, KARİKATÜRCÜLER DERNEĞİ'nin girişimleri ile İstanbul Belediyesi tarafından Tepebaşı'nda açıldı. 12 Eylül 1980 yılında kapandı. Müze olarak tahsis edilen bina yıkılarak yerine TÜYAP inşa edildi.

Müzenin yeniden açılması için çizerler umutlarını yitirmeyerek bir çok girirşimde bulundular. Bu umut yıllar sonra bir gün mutluluğa dönüştü ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi
Karikatür ve Mizah Müzesi 27 Şubat 1989 tarihinde törenle açıldı. Yeniden açıldı demek daha doğru.

Yeni müzenin hizmete girdiği Saraçhanebaşı'nda, Atatürk Bulvarı üzerinde, Bozdoğan Kemeri bitişiğinde yer alan
GAZANFERAĞA KÜLLİYESİ medrese ve sebilden oluşmaktadır.

Darüssade ağalarından Gazanferağa tarafından 16. yüzyıl sonlarında muhtemelen Mimar Davutağa'ya yaptırılmıştır. 1945 yılından sonra bu mekanda hizmet veren İstanbul Belediye Müzesi'nin 1988 yılında yeni yerine taşınmasından sonra külliye yeniden onarılmış ve
Karikatür ve Mizah Müzesi olarak düzenlenmiştir.

Karikatür ve Mizah Müzesi, sosyal tarihimizin en açık belgeleri niteliğinde olan bir kültür birikimini yok olmaktan kurtarmakta, çeşitli etkinliklerle günümüze yansıtmaktadır. Ayrıca, diğer ülkelerdeki benzer kuruluşlarla iletişim kuran müzede, dünya karikatür sanatının ünlü isimleri kişisel ya da karma sergilerle kent halkına tanıtılmaktadır.

Karikatür ve Mizah Müzesi, çağdaş müzecilik anlayışına koşut olarak, sürekli değişen  bu nedenle sürekli izlenebilen yaşayan bir müzedir. Sergi salonlarında açılan değişken ve ilginç sergiler ile birlikte giderek zenginleşen Mizah Kitaplığı ve arşivi dileyen herkesin bir uzman gözetiminde çalışabildiği Özgünbaskı Atölyesi, konferans, panel, küçük konserler, video gösterilerimüzenin diğer etkinlikleri...

Müze, Sergileme Salonları, Mizah Kitaplığı, Arşive ve Özgünbaskı Atölyesi gibi bölümlerden oluşmaktadır.

 KARİKATÜR VE MİZAH MÜZESİ

 

Bir Tarihin Korunduğu ve Aklın Aydınlanma Sürecinin Tanığı Karikatür ve Mizah Müzesi
 

Türkiye’de müzeciliğin tarihi bilindiği gibi 19.YY sonlarında Aya İrini Kilisesinde kurulan İstanbul Arkeoloji Müzesinin başına getirilen ve kendisi de ünlü bir ressam olan Osman Hamdi Bey’in gayretleri ile başlamıştır. (1881)(1) Tarihin garip cilvesi mi demeli, Türkiye’de karikatürün tarihi de 19. YY ikinci yarısından sonra veya sonlarında başlar.

Osmanlı İmparatorluğu sınırları içinde yayınlanmış ilk karikatür olarak, Ermeni harfli Türkçe  Manzume-i Efkar (1866-1896) gazetesin sahibi ve başyazarı, milletvekili  Garabet Panasyon’ı uzun kulaklar ile gösteren ve 1870 yılında Diyojen Dergisinde yayınlanan karikatür kabul edilirdi.(2)

 

İlk karikatür portredir ve derginin Başyazarı Garabet Panosyan’ı karikatürize etmektedir

(Kaynak: Karikatür ve Mizah Müzesi – Eser örneği Karikatür ve Mizah Müzesi sürekli sergi broşüründen alınmıştır.)

 

Turgut Çeviker’in verdiği bilgiye göre, bizde ilk karikatürler, Arif Arifaki adında bir yayıncının 1867'de çıkartmaya başladığı İstanbul adlı bir dergide yayınlandı.(7a,b) 
Hıfzı Topuz 1856 yılında yayına başlayan Meğu adlı dergide Semizyan, Harutyan Hekimyan, Delemak Ekserciyan gibi karikatürcülerin çalıştığı bilgisini vermektedir.(3)

 

 

Meğu dergisinin 1860 yılında yayınlanan bir sayısında, Hekimyan imzası ile yayınlanan bir karikatür.(7b)

 

Yine Türk yayın hayatında bilinen ilk karikatür örneklerinin 12 Kasım 1870 yılında Tedor Kasap tarafından yayınlanmaya başlayan Diyojen dergisinde verildiği bilinmektedir.(4) 1870 yılında haftada üç gün yolarak yayınlanmaya başlayan Diyojen dergisi yayın yaşamını 1872 yılına kadar sürdürmüş ve 183 sayı çıkmıştır.(5) Diyojen dergisinde aralıklı ve sürekli olarak bir çok karikatürler yayınlanır, ne var ki bu karikatürleri kimin veya kimlerin çizdiği bilinmemektedir.(6)

 


Peki imparatorluğun Türk tebasından ilk kez karikatür çizen kimdi? Ya da ilk Türk Karikatürcü kimdir? Bu sorunun yanıtı ise şöyle : Ali Fuad Bey.

1869’da Basiret gazetesinde muhabir olarak başladı. 1874’te yayınlanan Letaif-i Asar’da “derginin ressamı” olarak yer aldı. Kahkaha ve özellikle Çaylak dergisine katkı sağladı. Mizahın yasaklandığı dönemde yurt dışına gitti, Jön Türkler’e katıldı. 1908’de İkinci Meşrutiyet’in ilanı ile geri döndü. Turgut Çeviker Ali Fuad Bey için “İlk Türk Karikatürcü” tabirini kullanır. (7)

Teodor Kasab’ın yayıcılığını yaptığı, Hayal Dergisi’inde (08.02.1876 tarihli 319.nüshası) yayınlanan Nişan Berberyan tarafından çizilmiş(8) bir karikatür hem derginin kapatılmasına hem de Teodor Kasab’ın üç yıl hapse girmesine yol açar.(9)

 

Kaynak: Karikatür ve Mizah Müzesi Arşivi-Eser örneği Karikatür ve Mizah Müzesi sürekli sergi broşüründen alınmıştır.
 


Türkiye’de “karikatürün” bir sanat dalı olarak 1908 Meşrutiyetiyle başladığına ilişkin görüşler de vardır. Bu tezi savunanlara göre; “ilk günlerde çıkan mizah gazetelerinin resimlerinde sanattan eser yoktur. Fakat biraz sonra köşe bucaktan fırlayacak olan sanatkarlar (...) her gün biraz daha olgunlaşıp, amaca yaklaşacaklardır. Bu sanatkarların başında tarih sırasıyla Celal Esat, Celil, Ton ve hemen biraz sonra da Cem (Cemil) gelir.

Cem'in bu portresi Ressam İzzet Ziya Bey tarafından çizilmiş olup, altında "Gülme komşuna, gelir başına!" deyimi bulunmaktadır.(7f)
 

Cemil Cem (1882-09.04.1950) İstanbul'da doğdu. Vefa Lisesi ve Hukuk Mektebi mezunu. Dışişlerinde çalıştı. Fransa'da görev yaptığı süre içinde Fransız karikatürünü izledi ve o dönemin çağdaş karikatürünü öğrendi. İkinci Meşrutiyet'in ilanı ile yurda döndü, dışişlerindeki görevinden istifa etti ve Kalem dergisinde çizmeye başladı (1908-1910). 1910 da Cem dergisini kurdu. Cem Dergisi 1928 yılında çizdiği bir karikatür nedeniyle kapatıldı. Bundan sonra Cem karikatür çizmedi.(7d) .Semih Balcıoğlu'nun verdiği bilgiye göre dönemin CHP yönetimi kendisine karikatür çizmemesini tavsiye etti.(7e,f) Siyasi karikatürü gerek estetik gerekse içerik yönünden yetkin bir şekilde çizdi. Siyasetçilerin portre karikatürlerinde bütün zamanlara örnek olacak düzeyde başarılı çizimler yaptı.

Cem, sanat ifade ve anlam bakımından gerçekten üstündür, uzun yıllar mizah alemimizin yıldızı olur. 
O zamanların en önemli mizah halk gazetesi olan Karagöz ise Baha Bey’in resimleri ile kuvvetlenir. Bu dönem başlangıcından beş on sene sonraki yeniler içinde Diken dergisi, sahibi Sedat Simavi, Münif Fehim, Ramiz, Rıfkı, Togo, ve Ratip Tahir (Burak) ünlüdürler. 1920’den ve esaslı olarak 1926’dan sonra mizah dünyamızın en belirgin çizgi ve espri üstadı ise Cemal Nadir’dir
(10)

Ancak, önemli olan İmparatorluğun başkentinde karikatürlerin çizilmeye başlaması, bunların yayınlanması ve toplumsal etki yaratmasıdır. Öncekileri, kendilerini izleyenleri dürtülemiş, izleyenler veya ardıllarda öncüllerini geçmişlerdir. Bu doğal kabul edilmesi gereken bir gelişme sürecidir.

 

Ülkemizde karikatürün tarihi ile müzeciliğin tarihinin kesiştiğini bir kez daha vurguladıktan sonra şu bilgiyi dikkati çekmekte yarar var. Cumhuriyet ilan edildiği sırada Türkiye'de yalnızca "Asar-ı Atika Müzesi" adıyla anılan İstanbul Arkeoloji Müzeleri, Aya İrini'de kurulmuş olan Askeri Müze, Süleymaniye Külliyesi'nin imaretinde yeralan Evkaf-ı İslamiye Müzesi ile Anadolu'nun birkaç büyük kentinde açılmış Müze-i Hümayun şubeleri bulunmaktaydı.(11) Görüldüğü gibi müzecilik çok gelişmiş olmadığı gibi, kamu bütçelerinden tarih ve kültür miraslarının korunmasına ayrılan pay da tatminkar değildir. Bu müzesizlik(!) ortamı içinde yeni bir sanat dalı olan, geleceği belirsiz ve siyaset dışında da kalamayan, karikatür sanatı için müze açmayı kimsenin düşünmemesi olağan karşılanabilir.

Geleneksel mizaha ilişkin bilgi ve belgelerin de yeterince korunup saklanamadığı 19 ve 20. YY dan sonra bunların derlenip, saklanmaya ve korunmaya çalışıldığı da başka bir gerçektir. Geleneksel mizahımızın köklerinde Meddah, Mukallit, Gölge Oyunu (Karagöz), Orta Oyunu, Köy Seyirlik Oyunları, maniler, aşıkların atışmaları,taşlamalar ve hiç şüphesiz Nasreddin Hoca vardır. Bu zengin mizah kaynakları doğal olarak Türk karikatürcüsünü de yönlendirmiş ve beslemiştir.

Karikatür ve Mizah Müzesi gereksinimi ilk kez 1970’li yıllarda ortaya çıkmıştır.(19) 1870’lerde başlayan karikatür serüveni toplumsal yaşamın, demokratik gelişim sürecinin adeta aynası olmuştur. Karikatürün toplumsal yaşama bakış açısı eleştireldir. En önemli özelliği de görselliğidir. Siyaset ve toplumsal ilişkilerin mizah yoluyla anlatılması ve aktarılması doğuda ve özellikle mirasçısı olduğumuz Osmanlı geleneğinin yabancısı olduğu bir durum değildir. Özellikle meddah hikayeleri, gölge oyunları (Karagöz) bu bakımdan önemli bir referans noktası oluşturmaktadır. Ancak karikatürün toplumsal eleştiriye sağladığı katkı, eleştiriyi doğrudan doğruya çekinmeksizin ve çizgiyle yapması, yayın yoluyla daha büyük bir kitleye ulaşma olanağının bulunmasıdır.

Karikatür Müzesi fikrinin oluşması ve bu fikrin hayata geçmesi ile karikatürcülerin bir dernek çatısı altında toplanması arasında çok sıkı bir bağ vardır. Adeta müze ve karikatürcüler iç içe geçmiştir.

Karikatür Müzesi fikrinin akıllara düştüğü 1970’li yıllarda bu coğrafyada çizilip yayınlanan ilk karikatürün üzerinden 100 yıl geçmiştir. 100 yıl önemli bir süredir. Ortalama insanın ömründen fazladır. İlk karikatürleri yayınlayan çizerler, Cemil Cem, Cem, Teodor Kasab, Nişanyan ve çağdaşları çoktan aramızdan ayrılmıştır. Mizah dergileri ve yayınların çoğu ya yeniden kağıt olmanın yolunu tutmuş, ya da özel koleksiyonlarda gözlerden uzak saklanmıştır. Ülkemizde 100 yıllık geçmişi olan karikatür sanatının ilk örneklerinin orijinallerini bulmak da çok zordur artık. 1969 yılında kurulan Karikatürcüler Derneği’nin kurucuları (başta Ferit Öngören, Turhan Selçuk, Semih Balcıoğlu) bu eksikliğin farkında olan aydın ve zengin düşünceli sanatçılardır.(12) Geçmiş dönem eserlerine sahip çıkmak, bu eserleri bir arşivde saklamak ve sergilemek zaten derneğin amaçları arasındadır.

100 yıl içinde karikatür Türkiye’de ve dünyada çok yol almıştır. İlk çizerler Cemal Nadir ve Ramiz gibi usta çizerler tarafından aşılmış, karikatüre yeni bir ruh ve desen zevki gelmiştir.

Ramiz Gökçe'nin büstü müzede muhafaza edilmektedir. Cemal Nadir portresi Cemal Nadir 100 Yaşında (Karikatürcüler Derneği Yayınları, Hazırlayan Mustafa Bilgin) adlı kitaptan alınmıştır.

Resim deseninin resmiyetinden ve ürkek abartma denemelerinden uzaklaşma ve çizgide abartma bu sanatçılar tarafından çok başarılı olarak uygulanmıştır. Adeta Türk karikatüründe Cemal Nadir ve Ramiz klasik ve öncü sanatçılar olmuşlardır. Cemal Nadir karikatür çizimi ve karikatür felsefesi üzerine de düşünen ve genç çizerlere bu fikirlerini aktarmaktan çekinmeyen, onların yetişmesine katkı sağlayan bir sanatçıdır.Hatta “tek tek dersler bile vermiştir”.(13.a,b) Keza Ramiz de karikatür sanatı üzerine düşünen ve konferanslar veren, yazan bir sanatçı idi.(20)  Türk karikatürünün önemli dönemeçlerinden olan bu iki sanatçımızın ardılları ise Türk karikatüründe çığır açan, kendi çizgilerini oluşturan, geleneksel mizahın köklerini evrensel mizah ve çizgi anlayışıyla bağdaştıran kendilerini özgün sanatçı kimlikleri ile bütün dünyaya kabul ettiren genç, yeni sanatçılar kuşağıdır. Sonradan 1950 Kuşağı olarak anılacak olan bu dönem sanatçıları, karikatürü dünya örneklerini de dikkate alarak kuramsal düzeyde de tartışan ve arayış içine giren sanatçılardır.
 

İkinci dünya savaşı yılları ile başlayıp 1950’ye kadar uzanan eser veren Ratip Tahir, Kozmo Togo, Salih Erimez, Nemci Rıza, Orhan Ural gibi sanatçıların yanı sıra Şadi Dinnçağ, Semih Balcıoğlu, Turhan Selçuk, Nehar Tüblek, Mim Uykusuz gibi yeni çizerler dergi ve gazete sayfalarında yer alıyordu. (13 b) Özellikle Sabahattin Ali, Aziz Nesin adları ile bütünleşen Makro Paşa mizah dergisinde çizen Mim Uykusuz da siyasi karikatüre yarattığı etki ve içerik açısından önemli bir sanatçıdır.(13 b, 21)
 

Bu dönemde;1949-50 öncesinde Nuri Saran ve Eflatun Nuri Erkoç’un karikatürleri ilk denemelerdir. Nehar Tüblek’in de eski konuların imkanları içinde çizgiye bir sadelik getirdiği görülür. 1948-49 yıllarında Ali Ulvi Ersoy ve Atlan Erbulak ile yenileşme hareketi başlıyor. Atlan Erbulak’ın yaptığı “şekil”de kalan yenilikler, Ali Ulvi’nin hem şekil, hem konu yenilikleri, yeni anlayışın ilk örnekleri oluyor.

Daha sonra, Turhan Selçuk’un yaptığı şekil ve konu yeniliği Türk karikatüründe çok önemli bir merhale olmuştur”.(14) Bu dönemin diğer önemli isimleri Semih Balcıoğlu, Nihat Bali, Sinan Bıçakçıoğlu, Yalçın Çetin, Şadi Dinçağ, Ferruh Doğan, Orhan Doğu, Selma Emiroğlu, Orhan Enez, Mustafa Eremektar (MISTIK), Bedri Koraman, Suat Yalaz; Oğuz Aral, Nurettin Atalay, Atilla Bayraktar, sayılabilir. Necmi Rıza Ayça bu süreçteki sanatçılardan çok önce çizmeye başlamış bir sanatçı olmakla beraber, klasik anlayışın son ve rafine bir temsilcisi kabul edilebilir. Uzun yıllar sağlam deseni ile mizah dergilerinin vazgeçilmez kapak çizeri olmuştur. Keza, Mim Uykusuz da bu dönem sanatçıları ile birlikte çizmeyi sürdürmüştür. 50 Kuşağı’nın “çizgi ile mizah yapma” anlayışını benimseyen ve özgün çizgileri ile günümüze değin eser veren sanatçılar arasında Yurdagün Göker, Güngör Kabakçıoğlu, Tonguç Yaşar, Burhan Solukçu, Cafer Zorlu, Zeki Beyner, Erdoğan Bozok, Tekin Aral, Tan Oral, Halim Büyükbulut, Erdoğan Başol, İbrahim Ersaraç, Orhan Özdemir, Salim Tuncer, Niyazi yoltaş sayılabilir. 1960’lı yıllarda Orhan Önal, Raşit Yakalı, Özcan Yaltı, Ali Galip Altunçul, Ruhi Görüney, Nezih Danyal, İsmail Biret, Tümer Argın, Halit Şekerci, Metin Şanlı, Meray Ülgen, Veysel Donbaz ve 1970 sonrasından günümüze kadar uzanan dönemde ise Selçuk Demirel, Haslet Soyöz, Ercan Akyol, Mesut Yavuz, İsmail Gülgeç, Meral Simer, Atila Özer, İbrahim Tapa, Sema Ündeğer, Kamil Masaracı, Sarkis Paçacı, Ohannes Şaşkal, Bülent Arabacıoğlu, Şevket Yalaz, Salih Memecan, Metin Peker, Musa Kart, Semih Poroy, Gürbüz D. Ekşioğlu, Behiç Ak, Necati Abacı, Sait Munzur, Canol Kocagöz, Hicabi Demirci, Ergül Aktaş, Hakan Sümer, Sunder Erdoğan Kamil Masaracı, Mustafa Bilgin, Aziz Yavuzdoğan, Erdoğan Karayel, Oğuz Gürel, Vahit Akça, Muammer Olcay sayılabilir.

 

1970’li yıllarda Oğuz Aral ve kardeşi Tekin Aral geleneksel mizah öğelerini daha ağırlıklı olarak kullanan bir anlayışla yapıtlar vermiştir. “GIRGIR” ve kardeş yayın FIRT mizah dergilerinde kendini bulan bu anlayış 1970’li yılların ortalarından başlayarak günümüze değin etkisini sürdürmüştür. “GIRGIR Etkili Süreçte” bu anlayışı benimseyerek eser veren ve takip eden yıllarda Leman, Limon, HIBIR, H.B.R Maymun, L Manyak, Penguen gibi dergilerde eserlerini yayınlayan sanatçılar arasında Engin Ergönültaş,Hasan Kaçan, Behiç Pek, Latif Demirci, Cihan Demirci, Can Barslan, Mehmet Çağçağ, Tuncay Akgün, Serhat Gürpınar, Yavuz Taran, İrfan Sayar, Metin Üstündağ, Erdil Yaşaroğlu, Doğan Güneş, Derya Sayın, Uğur Durak, Cengiz Üstün, Özden Öğrük, Ramize Erer, Gülay Batur, Piyale Madra, Gülay Batur, Tucer Erdem, Soner Günday, Murat Kürüz, , Kemal Gökhan Gürse, Necdet Şen, Suat Gönülay, İlban Ertem, Galip Tekin, Yiğit Özgür isimlerini sayabiliriz. (22)


Bu kısa özetten sonra yine müzenin açılışı ile ilgili konumuza dönelim. Türk karikatürü 1970’li yıllarda 100 yaşında ve evrensel karikatür anlayışını yakalamış, başarısı dünyaca kabullenilmiş bir konumdadır. Karikatürcüler, derneklerini kurmuşlar, kurumlaşma yolunda önemli bir aşamayı tamamlamışlardır. Ancak kurumlaşmanın süreçlerinden biri de; geçmiş döneme sahip çıkılması ile Türkiye’de karikatürün geçirdiği aşamaları düzgün, bilimsel ve evrensel ölçülerde kabul görmüş bir sistematik içinde derlemek, yayınları toplamak, özgün yapıtların kaybolmasını engellemek, sanatçıların yapıtlarını ve hatıralarını gelecek kuşaklara bir tarih ve müzecilik bilinciyle aktarmaktır. Bu hem kurumlaşmanın gereği hem de gelecek kuşaklara karşı yapılması zorunlu önemli bir ödevdir. Fakat bu nasıl yapılacaktır? Mali kaynak yoktur. Devlet imkanları ile bir karikatür müzesi oluşturmak ise siyaset ile iç içe yaşayan sanatçılar için zorluklar içermektedir. Aradan dört yıl geçer. Ancak müze kurma düşüncesi hiçbir zaman unutulmaz. Bu müzenin kuruluşu için yerel yönetimlerin imkanları araştırılır. Ferit Öngören bu konuda görevlendirilir. 1975 yılında Ahmet İsvan İstanbul Belediye Başkanı seçilince, karikatürcüler bu önemli girişim için Belediye’ye başvururlar. Böylece Karikatür ve Mizah Müzesi ile ilgili çalışmalar başlar.(15)  

İlk akla gelen yer Gülhane Parkı ve Darphane Binaları'nın bulunduğu yerdir. Hatta burada bir tören de düzenlenir.



Daha sonra 1975 yılında Tepebaşı’nda yanmış olan eski tiyatro binasının yeri uygun görülür. Burada bir sergi salonu, idare odası, arşiv odası ve tuvaletten ibaret tek katlı basit, fakat kullanışlı, mütevazı bina inşa edilir.(23) Böylece, Karikatür ve Mizah Müzesi Türkiye’de ilk karikatürün yayınladığı tarihten 105 yıl sonra ve ilk müzecilik çalışmalarının başlamasından da 94 yıl sonra kurulmuş olur.

KARİKATÜR MÜZESİ 1975 yılında, KARİKATÜRCÜLER DERNEĞİ'nin girişimleri ile İstanbul Belediyesi tarafından Tepebaşı'nda açıldı.

Ancak buradaki çalışmalar 12.Eylül.1980 tarihinden sonra durdurulur. Yani Nişanyan’ın Hayal dergisine çizdiği karikatür yüzünden mizah dergisi kapatılmış, bu olaydan 110 yıl sonra da bu kez Karikatür Ve Mizah Müzesi kapatılmıştır. Başka bir açıdan bakarsak, Karikatür ve Mizah Müzesi kuruluşundan 5 yıl, Türkiye’nin modern müzecilik anlayışını geliştirmeye başlamasından 99 yıl sonra kapatılmıştır. Her halde Osman Hamdi Bey’in kemikleri sızlamıştır. Belediye Başkanı Abdullah Tırtıl Paşadır (Emekli Korgeneral). İstanbul Belediyesi bu mekana bir fuar merkezi yapmak istemektedir. Şehir Tiyatrosu yönetimi ise yeni bir tiyatro binası. Orası artık İstanbul’un bir hatırasının canlandığı kültür alanı değil bir arsadır ve arsaya fuar merkezi yapılır. İş mizahi olduğu kadar üzücüdür de. Yani IV. Murat devrinin hicivleri ile ünlü Şairi Nefi’nin başına gelen aradan geçen yüzlerce yıl sonra Karikatür Müzesinin başına gelmiştir. “Nef’i diliyle uğradı hakkın belasına/ Gökten nazire indi siham-ı kazasına” diyen zihniyet, Karikatür ve Mizah Müzesi’nin kapısına kilidi asmıştır. Müzenin kuruluşuna öncülük eden ve karikatür müzeciliğinin gelişmesine katkı ve destek sağlayan Karikatürcüler Derneği de o dönemin koşulları doğrultusunda kapatılmıştır. Raşit Yakalı’nın anlattığına göre müzedeki eserler, kitaplar, demirbaşlar alınır. Turhan Selçuk’un temin ettiği bir kamyona yüklenir ve sanatçı Sema Ündeğer’in atölyesinde saklanır. Müze heyecanı ya da serüveni ancak 5 yıl sürmüştür.

Aradan 5 yıl daha geçer. 1985 yılında karikatürcüler derneklerini yeniden kurarlar.(16) Türkiye’de Siyaset yeniden şekillenmeye başlamıştır. Karikatürcüler ise müzelerini istemektedirler. Konuyu sürekli gündemlerinde tutarlar. Müzelerini yeniden açmak için umutlarını ve sabırlarını yitirmezler. 1988 yılına gelindiğinde bu çabalar daha da hızlanır. (17) Karikatürcüler Derneğinin girişimleri ve o dönemde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olan Bedrettin Dalan’ın konuya olumlu bakması üzerine yeniden yer aranmaya başlanır. 1945 Yılından sonra İstanbul Belediye Müzesi olarak kullanılan Gazanfer Ağa Medresesi, Belediye Müzesi Yıldız Sarayına taşındığından Karikatür Ve Mizah Müzesi olarak tahsis edilir. (18)

Karikatür Ve Mizah Müzesi 1988 yılında yeni yerine taşınır. Taşınma sonrasında medrese ve eklentileri yeniden onarılmış, bazı bölümleri aslına uygun şekilde İstanbul Büyük Şehir Belediyesi tarafından restore edilmiştir. Müze 1988 yılında yeniden faaliyete geçer. Resmi açılış ise 27.Şubat.1989 tarihinde yapılır.


Karikatür Ve Mizah Müzesi sosyal ve siyasal tarihimize, olayları mizah ve çizgi perspektifi ile yorumlayan sanatçıların gözüyle bakışı, bu bakışın en açık belgeleri niteliğinde olan bir kültür birikimini yok olmaktan kurtarmakta, korumakta ve arşivlemektedir.
Müzecilik işlevinin yanı sıra, bu belge ve bilgileri çeşitli etkinliklerle günümüze yansıtmaktadır. Ayrıca, diğer ülkelerdeki benzer kuruluşlarla iletişim kurulmakta Karikatür ve Mizah Müzesi’nde, dünya karikatür sanatının ünlü isimleri kişisel ya da karma sergilerle sanatseverlere ve halkımıza tanıtılmaktadır.Karikatür Ve Mizah Müzesi’nde ayrıca aramızdan ayrılan sanatçıların kişisel eşyaları da sergilenmektedir.
Sergi salonlarında, iki sürekli sergi vardır.
Birincisi, Türk karikatür tarihini ve gelişimini yansıtan eserlerden oluşuyor.


İkincisi ise dünya sanatçılarının Nasrettin Hoca yorumlarından oluşuyor.



Yorumlar Hasan Fazlıç ( Yugoslavya ) ve Sinchinov Evg (Rusya) tarafından hazırlanmıştır.
Sergi salonlarında “seramik veya heykel karikatür” örnekleri özgün eserlerle sergilenmektedir. Ayrıca aylık periyotlarla değişken sergiler planlanmaktadır.

Mete Göktürk'ün çalışmalarından örnekler.



Müzede konferans, panel,küçük konserler, video gösterileri yapılmaktadır. Zenginleşen Mizah Kitaplığı ve arşivi araştırmacıların hizmetine sunulmaktadır.

Kitaplık ve Okuma Salonu.

Yine dileyen herkesin bir uzman gözetiminde çalışabildiği Özgünbaskı Atölyesi de müzenin sunduğu olanaklar arasındadır.




Karikatür ve Mizah Müzesi İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin mali ve Karikatürcüler Derneği’nin teknik desteği ile yönetilmektedir.

Karikatür Müzesi'nin yönetimi Karikatürist Erdoğan Bozok tarafından yürütülmektedir.

Karikatür ve Mizah Müzesi, Pazar ve Pazartesi dışında haftanın tüm günleri 10.00-17.00 saatleri arasında ziyaret edilebilir.
İletişim:
Atatürk Bulvarı Kovacılar Sok.No:12,
34260 Fatih / İSTANBUL
Tel: 0212 521 12 64

Müzede ayrıca aramızdan ayrılan sanatçıların kişisel eşyaları da sergilenmektedir.

Ali Ulvi'nin çizimlerinde kullandığı malzemeleri ve kişisel eşyaları.

Altan Erbulak'ın bazı kişisel eşyaları.

Ferruh Doğan'ın kişsel eşyaları.

Nehar Tüblek'in İtalyan sanatçı Gabellini tarafından yapılmış minik heykeli.

MISTIK'ın (Mustafa Eremektar) kişisel eşyaları ve çizim malzemeleri.

Kurucularımızdan Semih Balcıoğlu'nun çizim için kullandığı malzemeleri ve daktilosu.

Zeki Beyner yalnız ve romantik yaşadı. Öldüğünde sadece sigarası, nüfus kağıdı ve çizim için kullandığı gereçleri kalmıştı bu dünyada.

Hazırlayan : Akdağ Saydut
Revizyon Tarihi ve No : 04.01.2009 - 12
1. Yayın Tarihi: 09.10.2006
Kaynaklar:
1.Meydan Larousse, Meydan Yayınevi,.1988, Cilt:5, s.572
2.Karikatür Müzesi Yayınları- Türk Karikatürü Sürekli Sergi Broşürü, Turgut Çeviker, Gelişim Sürecinde Türk Karikatürü Adam Yayınları, Birinci Basım, 1986), 50 Yılın Türk Mizah ve Karikatürü, İş Bankası Yayınları, 1973, Semih Balcıoğlu, sayfa:5.
3.Hıfza Topuz , Türk Basın Tarihi, Remzi Kitabevi, Birinci Basım, 2003, Sayfa: 74
4.Bizde Çizdik, Karikatürcüler Derneği Yayını, 1973, Karaca Ofset Basımevi
5.Meydan Larousse, Meydan Yayınevi, 1988, Cilt:3, Sayfa:770
6.50 Yılın Türk Mizah ve Karikatürü, İş Bankası Yayınları, 1973, Semih Balcıoğlu, sayfa:5
7.a.Hıfza Topuz , Türk Basın Tarihi, Remzi Kitabevi, Birinci Basım, 2003, Sayfa: 404; b.Turgut Çeviker, Gelişim Sürecinde Türk Karikatürü I, Adam Yayınları, Birinci Basım, Eylül 1986, Sayfa-20-21;Orhan Koloğlu, c.Türkiye Karikatür Tarihi, Bilişim Yayınevi, Eylül 2005, Sayfa:26. d. Hıfzı Topuz, Başlangıcından Bugüne Dünya Karikatür Tarihi, İnkılap Kitabevi, 1. Baskı, Temmuz 1997, Sayfa-219. e. Cumhuriyet Döneminde Cem Neden Çizmedi?, Makale, Semih Balcıoğlu, Tarih Ve Toplum Dergisi, Sayı 39, Mart1987, sayfa 8.
f. F. Kandemir ile yaptığı söyleşide de karikatürü bırakma sebebi Semih Balcıoğlu'nun naklettiği biçimde aktarılıyor. Bu söyleşinin tam metni Hilmi Yücebaş'ın Karikatür Üstadlarımız Cem ve Ramiz adlı kitabı (1959, A.Halit Yaşaoroğlu Kitapçılık) ile Turgut Çeviker'in Gelişim Sürecinde Türk Karikatürü adlı araştırmasında bulunmaktadır.
8.Turgut Çeviker, Gelişim Sürecinde Türk Karikatürü Adam Yayınları, Birinci Basım, 1986)
9.Hıfza Topuz , Türk Basın Tarihi, Remzi Kitabevi, Birinci Basım, 2003, Sayfa: 404.
10.Dünkü Mizahımızdan Yazı Ve Çizgiler, Hürriyet Yayınları, Yedi Gün Matbaası-İstanbul, Yıl ve yazar bilinmiyor.
11.Başbakanlık Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü web (http://www.byegm.gov.tr/) sayfasının müzeler bölümünden alınmıştır.
12.Karikatürcüler Derneği’nin kuruluşu 1969 yılı Yönetim Kurulu Üyeleri: Semih Balcıoğlu (Başkan), Turhan Selçuk, Mustafa Uykusuz, Ferit Öngören, Ferruh Doğan – Karikatürcüler Derneği Arşivi.)
13.Cemal Nadir Yüz Yaşında, Karikatürcüler DERNEĞİ Yayınları, Yayına Hazırlayan: Cihan Demirci, 2002- Birinci Basım, Sayfa:17-23.
14. Tef ve Dünya Karikatürleri Albümü, Çağlayan Yayınevi, 1955, Sayfa:12)
15.1975 Yılındaki Karikatürcüler Derneği Yönetim Kurulu Üyeleri: Turhan Selçuk (Başkan), Tan Oral, Polat Nahabaş, Ferit Öngören, Raşit Yakalı Kaynak: Dernek Arşivi.
16.1985 Yılındaki Karikatürcüler derneği Yönetim Kurulu Üyeleri: Semih Poroy (Başkan), Kamil Masaracı, Raşit Yakalı, Fethi Develioğlu, İbrahim Tapa. Kaynak Dernek Arşivi).
17. 1988 Yılında Karikatürcüler Derneği Yönetim Kurulu Üyeleri : İsmail Gülgeç (Başkan), Metin Gürel, Orhan Doğu, Erdoğan Bozok, Ferit Avcı. Kaynak: Dernek Arşivi.
18. Gazanfer Ağa Medresesi : Kapıağası Gazanfer Ağa (darüssade ağalarından) 1602/03 tarihinde ölmüştür. Gazanfer Ağa Medresesi 16. YY da inşa edilmiş, inşa edildikten sonra çeşitli yangınlar geçirmiş ve onarılmıştır. 1944/45 yılındaki onarımdan sonra Belediye Müzesi olarak kullanılmıştır. Daha sonra Belediye Müzesi Yıldız Sarayının içine taşınmış, boş kalan mekan Karikatür ve Mizah Müzesine tahsis edilmiştir. Gazanfer Ağa Medresesinin en önemli özelliği bir külliye olmamasıdır. Mimarının Davut Ağa olduğu tahmin edilmektedir.(Anabritanica)
19.Karikatür Müzesi’nin ilk kez ne zaman konuşulduğu konusunda açık bir belge yoktur. Ancak konuştuğumuz karikatürcülerden aldığımız izlenim önceki yıllarda da dernek kurulması veya müze kurulması gibi düşüncelerin karikatürcüler arasında konuşulduğudur. Ferit Öngören’in ifadesi ile “Bu bir çaydanlıkta suyun fokurdayıp, çayın demlenmesi gibi bir süreçtir”. Bu dönemde önemli bir dergi olan Akbaba da karikatürcüler toplanıp bu gibi konuları konuşurlar. Güngör Kabakçıoğlu o dönemde örgütlenme veya kurumsal birliktelik için 1953’teki bir fotoğrafa bakarken “Hep bir aradaydık, birlikte gezerdik, ama çocuk ya da gençtik. Dernek kurma işi zamanla ortaya çıktı”.açıklamasını yapmıştı. Yurdagün Göker ise 1957 veya 1958’de Akbaba dergisinde bu konuların konuşulduğunu yineliyor, Selma Emiroğlu, Ferruh Doğan, Yalçın Çetin, Tonguç Yaşar, Ferit Öngören ile dernek ve müze kurma konularını konuştuklarını ifade ediyor. 
20.a.Anabritinica, 9.Cilt,
b.Karikatür Üstatlarımız Cem ve Ramiz, Hilmi Yücebaş,1959,Nuri Dizerkonca Matbaası.
c. Ramiz Karikatür Albümü, 1984, Milliyet Yayınları,
d. Meydan Lauruss, Cilt 5, s:262
e. Türk Mizahının Öncüleri, Milliyet Yayınları
21.Marko Paşa Gerçeği, Mehmet Saydur,2001, Çınar Yayınları.
22. a.Kimler Geldi Kimler Çizdi, Erdoğan Bozok, 2005
b. 7d AGE.
c. 13b AGE
d. Anılan dönemlere ait mizah dergilerinden ve çeşitli yayınlardan yapılan isim taramaları (A.Saydut). Ayrıca dönemsel olarak bir isim listesi hazırlanmaktadır. Tamamlandığında web sayfamızda yayınlayacağız.
23. 1975 yılında kurulan veTepebaşı'nda faaliyete geçen  ilk Karikatür Müzesi'nin fotoğrafları Akdağ Saydut'un arşivinden, Gülhane Parkı'ndaki tören fotoğrafı Raşit Yakalı arşivinden alınmıştır.

KAYNAK : http://www.mizahvecizgi.com/