|
Kuvvetli rivayetlere göre, Kanuni ilk önce Mimar Sinan’dan,
İstanbul’un tam orta noktasını bulmasını
istiyor... O yıllarda İstanbul sadece Suriçi’nden oluştuğu için, şehrin
ölçülebilir fizikî bir gövdesi mevcut. Birtakım detaylı hesaplamalardan
sonra, Suriçi’nin “Geometrik Ağırlık Noktası” milimi milimine tespit
ediliyor Mimarbaşı Sinan tarafından... Bu yöntem, hemen hepimizin daha
lisedeyken bize öğrettikleri, karmaşık alanlı levhaların “G” noktasının
bulunması prensibinden yola çıkılarak hesaplanıyor...
İstanbul’un tam orta noktası olan bu
noktaya, yekpare, parlak yeşil granit silindirik bir sütun dikiliyor...
Sütunun olduğu nokta, inşa edilecek caminin avlusunun güney kısmına tam
oturacak şekilde ayarlanıyor (Daha doğrusu, caminin avlusu, bu merkezle
kesişecek şekilde tasarlanıyor)... Ve ardından cami inşa edilerek, 1548’de
tama mlanıyor...
Günümüzde granit sütunun yarısından fazlası betona gömülü halde ve içler
acısı bir durumda olmasına rağmen, 1950’lerde tamamının görülebildiği, alt
ve üstünden tutturulduğu mil sayesinde, elle itildiğinde, çok rahat bir
şekilde ekseni etrafına dönebildiğini, bazı eski İstanbullular’dan
öğrendim...
şehzade başı camiinin
Nevşehirli damat İbrahim pasa camiine bakan bahçe duvarı kosesinde bulunan bulunurken pek de
kıymetini belli etmeden siradan
bir köse direği gibi duran yeşil renkli sutun, sur icinin/istanbul un
ortası denen yerdir burası. vakti zamanında
sutun elle çevrilebilirken bugün mümkunatı yoktur. |